Menü
       Tarihi Camimiz
       Dernek Üye İletişim Rehberi
       İş ve Esnaf Rehberi
       Kan Bankası
       Eğitim
       Yeni Kayılılar
       Sanal Mezarlık
       Dosyalar (Download
       Dost Siteler
       Yararlı Linkler
       Site Üyelerimiz
       Dökümanlar
       Canlı Sohbet
       Video Galerisi
       Resim Galerisi
       Sizlerden Gelenler
       Forum

İstatistikler

IP Adresiniz:

38.107.191.106
Toplam Hit : 116183
Toplam Üye: 155
Son üyemiz : harun
Online kişi : 6



 
Ziyaretçi Defteri
Ilgaz Kayı Köyü Ziyaretçi Defteri
  DEFTERE YAZ
Gönderen:
MUSTAFA ÜNVER İstanbul

Tarih:
08 Mart 2010, Pazartesi
22:30

Alıntı Yap: MUSTAFA ÜNVER

Ibret Verici

Önceki Peygamberlerden birisi, bir gün bir rüyâ görür. Rüyâsında kendisinden, sabahleyin kalkınca karşısına ilk çıkan şeyi yemesi, ikinci olarak karşılaştığı şeyi gizlemesi, üçüncü olarak karşılaştığı şeyi kabûl etmesi, dördüncü olarak, karşılaştığını yeise, ümitsizliğe düşürmemesi, beşinci olarak karşılaştığından da kaçması istenir.

Sabah olur. O peygamber aleyhisselâm kalkınca, karşısında gözüne ilk çarpan büyük ve kapkara bir dağ olur. Bu manzara karşısında duraklar, hayrete düşer ve kendi kendine,;Rabbim bana onu yememi emretti. Rabbim bana, gücümün yetmeyeceği şeyi emretme diye düşünür.

Onu yemeğe azmederek oraya doğru yürür. Fakat yanına yaklaşınca dağ birden küçülür, küçülür ve baldan daha tatlı bir lokma hâline gelir. Peygamber onu yiyerek yola koyulur.

Biraz gidince karşısına altın bir tas çıkar. Hemen bir çukur açarak onu toprağa gömer ve tekrar yola koyulur. Fakat biraz gittikten sonra dönüp arkasına baktığında altın tasın toprağın üstüne çıkmış olduğunu görür. Geri döner. Onu tekrar gömerek yine yoluna devam etmek üzere hareket eder. Fakat biraz gidince yine dönüp geriye baktığında, altın tasın yine dışarıda olduğunu hayretle müşâhede eder. Bu dönüp gömmeler birkaç defa tekrarlandığı hâlde altın tas yine üste çıkar. Nihâyet peygamber, ;Ben, Rabbimin bana olan emrini yerine getirdim diyerek onu gömmek için bir daha geri dönmez ve yoluna devam eder.

Biraz gidince, kendisine doğru gelen bir kuşla karşılaşır. Kuşun peşinde de bir şâhin var. Kuş,;Ey Allahın nebîsi, beni kurtar diyerek Peygamberden yardım ister, Peygamber de onu himâyesine alarak,Üçüncü olarak karşılaştığın şeyi kabûl et; emri gereğince onu yeninin içine saklar.

Bu arada onu avlamak için peşinden gelmekte olan şâhin gelip, Ey Allahın nebîsi, ben aç idim. Sabahtan beri onu avlayıp karnımı doyurmak için uğraşıyordum. Tam yakalayacağım sırada onu benden aldın. Rızkıma mâni olma der. Bu sırada Peygamber aleyhisselâm, ;Benden, üçüncü olarak karşılaştığımı kabûl etmem, dördüncü olarak karşılaştığımı da yeise düşürmemem istenmişti. Üçüncü bu kuş. Onu kabûl edip kurtardım. Ya dördüncüyü ne yapayım? Onu ümitsizliğe düşürmemem lâzım diye düşünür. Yanında bulunan etten biraz keserek beklemekte olan avcı kuşa atar. O da onu alıp gider. O uzaklaşınca saklamakta olduğu kuşu da salıvererek yoluna koyulur.

Yolda ilerlerken beşinci olarak pis kokulu bir cîfe, pislik ile karşılaşır. Geceki rüyâ gereğince ondan da süratle uzaklaşır. O gece rüyâsında kendisine gündüz olan hâdiselerdeki hikmet, sır şöyle izâh edilir:

;Birinci olarak, çok büyük ve kapkara bir dağ olarak gördüğün ve sonradan baldan daha tatlı bir lokma hâline gelen şey, öfke ve kızgınlıktır. Öfke, önce büyük bir dağ hâlindedir. Sabır edildiği ve yenildiği zaman baldan daha tatlı bir lokma olur.

İkinci olarak karşılaştığın altın tas, güzel ve iyi amellerdir. İyi ve güzel ameller, hareketler, davranışlar ne kadar örtülürse örtülsün, yine de açığa çıkar ve kendilerini belli ederler.

Üçüncü olarak, sakladığın kuş, sana sığınana ihânet etmemeni, himâyene almanı öğretmek istemektedir.

Dördüncü hâdise, birisi senden bir şey istedi mi, kendi ihtiyâcın olsa bile onun hâcetini görmek gerektiğine işârettir.

Beşinci olarak karşılaştığın ve kendisinden kaçtığın pis kokulu cîfe gıybete işârettir. Gıybet eden, ötekini-berikini çekiştiren insanlardan, pis kokulu cîfeden kaçarcasına kaç!..

Yukarı Mail: MUSTAFAU@THY.COM         
 
Gönderen:
MUSTAFA ÜNVER İstanbul

Tarih:
08 Mart 2010, Pazartesi
22:22

Alıntı Yap: MUSTAFA ÜNVER

Allahin Sevgili Kulu (ibret Verici Güzel Bi Hikaye)

Allah;ın sevgili kullarından biri bir rüya görür; rüyasında kendisine şöyle denir: ;Sabah olunca karşına ilk çıkanı ye ikinci çıkanı sakla üçüncü çıkanın dileğini kabul et dördüncü geleni üzme beşinciden de kaç; Sabah oldu; dışarı çıktı. Yola koyulup gitti. Karşısına bir dağ çıktı. Bu koca dağı görünce şaşırdı. Kendi kendine şöyle dedi: Rabbim bana bunu yememi emretti. Sonra şöyle dedi: Rabbim bana gücümün yetmeyeceği bir şeyi emretmez. Onu yemeye karar verdi. Dağa doğru yürüdü. Yaklaştıkça dağ küçüldü. Tam yaklaştığı zaman koca dağ bir lokmaya dönüşmüştü. Onu tutup yedi baldan tatlı buldu. Allah;a hamdetti yürüyüp gitti. Karşısına altından bir leğen çıktı. Şöyle dedi: Rabbim bunu da saklamamı emretti. Bir çukur kazdı onu gömdü. Yürüdü az gittikten sonra dönüp baktı. Leğen toprak yüzüne çıkmıştı. Geri döndü tekrar gömdü. Biraz gitti; baktı ki yine çıkmış bir daha gömdü yine toprak üstüne çıktı. Kendi kendine ;Ben emredileni yaptım.; diyerek bırakıp gitti. Karşısına bir kuş çıktı. Peşinden bir şahin onu kovalıyordu. Kuş ona şöyle dedi: ;Ey Allahın sevgili kulu beni sakla. Bana yardım et. Onu aldı. Koynuna sakladı. Peşinden şahin geldi; şöyle dedi: ;Ey Allah&;ın sevgili kulu ben açım. Sabahtan beri de bu kuşun peşindeyim. Onu yakalamak istiyorum. Kısmetime engel olma. Kendi kendine şöyle dedi: ;Üçüncünün dileğini yapmam emri verildi yaptım. Dördüncüyü üzmemem emredildi. Şimdi ne yapacağım? Bu işe şaştı. Sonra bıçak aldı; kendi uyluğundan bir parça et kesti şahine attı; o da kapıp kaçtı. Daha sonra kuşu saldı. Bundan sonra yürüyüp gitti. Kokmuş bir leş gördü. Onu da bırakıp kaçtı. Akşam olunca şu duayı yaptı:;Ya Rabbi emrini yerine getirdim. Bu işlerin manası ne ise bana bildir. Daha sonra rüyasında şöyle anlatıldı: ;Birinci görüp yediğin öfkedir. Önce koca bir dağ gibi görülür; sabırla öfke yutulursa baldan tatlı olur. İkincisi iyi amelindir. Ne kadar saklarsan sakla; yine meydana çıkar. Üçüncüsü sana bırakılan bir emanettir ona hıyanet etme. Dördüncüsü şudur: Bir insanın sana bir dileği ulaşırsa onu yerine getir; isterse sana lâzım olan bir şey olsun. Beşincisi gıybettir. İnsanların gıybetini edenlerden kaç. Şüphesiz her şeyi bilen Allah;tır...

Alıntıdır...

Yukarı Mail: MUSTAFAU@THY.COM         
 
Gönderen:
rıfat kartal Diğer

Tarih:
08 Mart 2010, Pazartesi
17:30

Alıntı Yap: rıfat kartal

bugün ziyaretime gelen ADİL başkan ve yönetimdeki arkadaşlara teşerkkür ederim köyümüz adına çalışmalara başlamış olmaları beni sevindirdi .inşallah köyümüz adına daha önceki birlikteliği sağlayıp güzel faaliyetlere imza atarlar. bizlerinde onlara yardımcı olmamız köyümüz için köylülerimiz için gerekli olmaktadır. bunun için bende biyerden başlamak istedim ve ILGAZ KAYI KÖYÜ GENÇLİK   facebook adresini oluşturdum tüm gençlerin burada buluşmasını birbirileriyle faal bir şekilde iletişimde olmasını ve diger köylerinin gençleriyli tanışabilmesini ayrıca ılgaz gençlikkollarının faaliyetlerinden haberdar olmalarının , gerektiginde köyümüz adına bu faaliyetlere katılmasını temenni etmekteyim.mesala(lgaz gençlik kolları olarak yaren ekibi oluşturduk.4 tane yaren yedik daha devam ediyor. yaren ekibi olarak televizyona çıktık .ılgaz dagına gittik çok güzel bir ortamdı. degişik zamanlarda bir araya geliniyor halı saha olsun .camiler olsun. en azından çevren genişliyor ) . ben bu ortamda hiç kayılı bir genç göremiyorum ben ve musanın dışında yönetiminde bu konuda çalışma içinde olmaları sevindirici inşallah gençlerde duyarlı olur bu ortamlarda bulunurlar.     saygılarımla           RIFAT KARTAL
Yukarı Mail: rifat2511@hotmail.com  Web: www.karplastikcuval.com       
 
Gönderen:
ERKAN ÜNVER İstanbul

Tarih:
08 Mart 2010, Pazartesi
13:14

Alıntı Yap: ERKAN ÜNVER

Günün Hadisi

Allah hiçbir mü'mine, yaptığı tek hayrın bile karşılığını ihmal etmek suretiyle zulümde bulunmaz. Yaptığı her hasenenin karşılığı hem dünyada hemde ahirette kendisine verilir. Kafir ise, yaptığı hayır sebebiyle dünyada öylesine yedirilir ki ahirete varınca, karşılığı verilecek tek hayrı kalmaz.



Nice felaket gibi görünen olayların altında saadet vardır. Her gecenin bir gündüzü, her kışın bir baharı vardır.
Yukarı Mail: erkanunver@hotmail.com         
 
Gönderen:
ADİL Diğer

Tarih:
07 Mart 2010, Pazar
12:17

Alıntı Yap: ADİL

Kategori: okunası yazılar
Anne Kavramını Bilmeyenlere !
Bu yazıyı son zamanlarda artan sanal alem içi küfür olayları için yazıyorum. Konu alıntıdır, lütfen sonuna kadar okuyunuz.

Zamanın birinde dünyaya gelmeye hazırlanan çocuk yaratıcısına sormuş;
'Beni bi süre sonra dünyaya göndereceğini söylediler, ama o kadar küçük ve güçsüzümki,orada nasıl yaşarım bilmiyorum.'
Yaratıcı; 'Tüm meleklerin arasından birini senin için seçtim ve seni bekliyor,meleğin sana hergün şarkılar söyliyecek,sana gülümseyecek ve böylece sen onun sevgisini üzerinde hissedip mutlu olacaksın.'
Çocuk; 'Peki insanlar bişey dediklerinde nasıl anlıyacağım,dillerini bile bilmiyorum! .'
Yaratıcı; 'Meleğin sana dünyada duyabileceğin en güzel,en tatlı sözcükleri söyleyip,konuşmayıda dikkatle ve saygıyla öğretecek sana.' Çocuk; 'Dünyada kötü insanlar olduğunu duydum,peki beni onlardan kim koruyacak? .'
'Meleğin seni hayatı pahasına koruyacaktır.' der yaratıcı..

O sırada sessizlik olur ve dünyadan sesler gelmeye başlar.Çocuk gitmek üzere olduğunu anlar ve son bir soru daha sorar; 'Eğer gidiyorsam lütfen söylermisiniz benim meleğimin adı nedir? ...''''Meleğinin adının önemi yok. Sen ona sadece ANNE diyeceksin...'''

Şimdi O Meleklere Küfür Eden insanlıktan nasibini almamışlara sesleniyorum. Bir insan Nekadar adi olursa olsun O MELEKLERE ASLA KÜFREDİLMEZ

Onlar sizi giymeyip giydiren içmeyip içtiren aç kalıp sizi doyuran gece sizleri için hiç uyumayan o meleklere nasıl kıyıpta küfür edebiliyorsunuz SİZ KENDİ ANNENİZE KÜFÜR ETTİREBİLİRMİSİNZ ACABA.


Yukarı Mail: tufekciadil@hotmail.com         
 
Gönderen:
ADİL Diğer

Tarih:
07 Mart 2010, Pazar
12:14

Alıntı Yap: ADİL

Bardak olmayı bırakalım göl olalım..
Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her seyden

şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi.

Yaşamındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye basladı.
- "Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle:
- "Acı" diye cevap verdi.
Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dişarı çıkardı. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi.
Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:

- "Tadı nasıl?"
- "Ferahlatici" diye cevap verdi genç çırak.

- "Tuzun tadını aldın mı?" diye sordu yaşlı adam,

-"Hayır" diye cevapladı çırağı.

Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve söyle dedi:

- "Yaşamdaki ızdıraplar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Izdırabın miktarı hep aynıdır. Ancak bu ızdırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Izdırabın olduğunda yapman gereken tek sey ızdırab veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış

Yukarı Mail: tufekciadil@hotmail.com         
 

Toplam Kayıt Sayısı: 352 Toplam Sayfa Sayısı: 59
1. 2. 3. 4. 5. . . . 57. 58. 59. [»] [»»] 
© 2008 Ilgaz Kayı Ziyaretçi Defteri Tüm Hakları Saklıdır
Odak Dizayn Ziyaretçi Defteri v1.7
 
Üye Girişi

Şifre:
 

Namaz Vakitleri
 
 

Hava Durumu

Anket

Bu Sene Kim Şampiyon Olur

Toplam Oy : 384


 
Orta Asyadan Anadoluya Oğuzlardan Bir Köy....
Powered By OdakDizayn